BÖLÜM-2
KONU İNDEKSİ
ÖZLÜ SÖZLER
(Editörün
Notu: Aşağıdaki sözler Ethem Aydın'ın yazıları
arasından seçilmiştir.)
Yaşamın
müsvettesi yoktur.
Yaşamakda olduğumuz
zaman taslak değildir, hayatımızın kendidir.
Yaşam özde anlamsız, ama körü körüne
inanmışlığın , süregen gerçekliğinin karanlık
yüzüdür
İnsanı onu seven bir dostu yaratır.
Beni ben doğurdum
Mecburen yaşanacağına göre zaman zaman yıkıp yapacağız.
Dün ve gün sıradandır, koklanmış çiçek
gibidir.
Ömür dediğin bir karıştır, programlanmazsa, ne kadar
uzun yaşanırsa yaşansın heder edilmiş olur
İnsan anılarda yerleşebilmişse yaşamış oluyor.
Geçmişin belleği bize yarınlarda nasıl olmamızı
söylemiyorsa veya anlamada zorlanıyorsak, yaşanmışlık adına
eksikli sayılırız.
Dünün deneyimleri yegane hazinelerimizdir. Ondan
vazgeçmek ölmek demektir.
Hatıralar bizi,yaşlandıkça durağan bölgelere iter,
durağan bölge ise yaşlılığın özlediği ortamdır. Geleceğin
mutluluklarını düşlemek, onlarla içiçe olmak bence
yaşamaktır.
Atalarımızın belleği, kitaplarda, kitaplıklarda saklanarak,
korunarak bizlere ulaştı. O yüzdendir ki, zaman zaman, hatta sık
sık, otobandan çıkarak, arkaik, hatta kılasik olmuş zamanlarda,
bellek tazelemek gereksinimi duyarız.
Bütün canlılar bir gün er geç
ölecekler diyebilirseniz, yaşamak daha güçlü
olur.
Ölümlü yaşamın değeri, özle
ölçülür. Yoksa hep doğulup ölünmüş
olur ki; hayvanlar da böyledir.
Acele edip yarınlar için, yarınki insanlar için,
çocuklarımız için, kullanımlı ve kalıcı birşeyler yapmaya
çalışmalıyız, biz küçük insanlar. Yoksa adımız,
şayet anılacaksa ki bu bir umudur, "hiç olmazsa doğdu ve
öldü" diye anılmasın!.
Geçmişi özümseyerek, geleceğe iletide bulunan
yorulmaz.
Akan zaman içinde insanlar hızdan çılgına
dönmüş (mahşer)i yaşarken dingin, ışıklı, yüksek,
yörüngesinde ışıldayan, yansıyan, yansıtan yüzler de
vardır. Gönül adamıdırlar. Onlar ki, dünden
bugünlere solmayan incelikleri bağışlarlar ve insanlık ideosu bu
pırıltılarla var olur.
Ölümü geciktirmek bencil bir mutluluk yaratır, ama
bu mutluluk daha acı sonlara neden olabilir.
Karın, izleri kapatmasında da bir keramet vardır.
Yaşamak, unuttukça bir anlam getiriyor. Bencil yorumlar,
karanlık kavramları, sevimli ve kabullenilir yapıyor.
Başarı cesareti severkollar.
Gösterdiğim gördüğün kadardır.
Kabul etmek, öyle olmanın ilk adımıdır.
Anne bir tarladır. Topraktır. Bu toprağa atılan tohum iriufak,
sağlıklısağlıksız belsenir. Büyür. Gen olarak, baba
özelliklerini taşır ve korur. Topraktan sebep değişimler gen
özelliği taşımazlar. Nesiller arasında kaybolurlar. Aşı gibi,
gübre gibi, bakım faktörleri gibi.
Topal eşekle kervana karışmak bana ters gelir.
Üniversiteyi devreye sokmadan yapılan iş soysuz olur.
Kendimi sıfır noktada ararım. Kanımca orası çok sağlam bir
mekandır, kaybedeceğim yoktur.
Çevremiz bir atım barutu olan sahte kahramanlarla dolu.
Hepsi de diplomalı.
Kabak çekirdeği yerken doğum yapılmaz.
İyi ayakkabı insana yol yürümesini öğretir.
Çalışanlar isimsiz kalmazlar
İnsan bir sırkıntıdan olmuştur, akar akar durulur. Kıvamını,
kalitesini bularak, üzerinde yürüdüğü toprağa
güç katarak, yılanlar kadar sessiz, uyumlu akar akar. Yol
ölüme doğru değil, ölümsüzlüğe doğrudur.
Kısa mesafelerde insanı değerlendirmek yanlış ve anlamsızdır.
Uygarlığın yazgısı teknolojinin varsayımlarına, yanılgılarına
endeksli oldukça düşünce bir ütopya, bir
rüya olmaktan kurtulamaz.
Sıradan olmaktan, bir varlık olmaktan,
özünüzü büyüterek kurtulabilirsiniz.
Varlık sıradandır. Her doğan bir varlıktır. Varlık,
özün dışında bir saksıdır. Öz, kol atıp, dallanıp
mavilere tırmandıkça kişilik, insana doğru yol aldıkça,
gazanferane savaştıkça, öz büyür, insanlık
büyür, biz büyürüz.
Eğer bir sıvıdan, bir gazdan daha hafif olan insanı ağırlıklarla
dontamazsak insanlık tarihi bir düze doğum, ölümlerle
sürer giderdi. İşte bu biteviyeliği yenmek insanlıktır.
Güzellik daima ayrıntıda kıvrımların arasındadır.
Görenlere,duyanlara, duyuranlara binlerce şükran.!
Sivri bir dil, çoğu toplumlarda hala ruhsatsız bir tabanca
gibidir.
Ekinci yağmur ister, yolcu kurak.
Dini ancak dinsizler, yobazlar, ticaret için kullanırlar.
Solucanın bile karnı doyarken boğaz tokluğuna yaşıyorsak, bence
biryerlede birşeylere yazık oluyordur.
Kalemle kağıt buluşunca, iş olur, aş olur,sevgi olur, aşk olur.
Bir yerde bir olay varsa, birilerinin bunu yapmasını
düşünüyorsanız, o birileri hep sizsinizdir.
Türk halkı severken döğme, döverken sevme
alışkanlığındadır. Etiğimiz böyle.!
Sınırınızı siz belirlersiniz, savunduğumuz sürece, o sınır
sizin sınırınız olur.
İyi yemek yakıcı ateşte pişer.
Karşımdakine taşıyamayacağı kadar yüklem bindiriyorum. Onu o
kadar yüceltiyorum ki, insan veya obje kimliğinden kurtarıyorum.
Yüceltisi şurada: sıradanlığı saf dışı ediyorum, istiyorum ki, her
insan benden daha iyi, daha bilgili olsun, benim kadar en az,
çevreyle, insanlarla hayal ve duygu çizgisinde buluşsun.
Dünya cennetten ileri olsun.
Ben neye böyleyimdiye sormuyorum ama, Ethem neye böyle
diyenlerden ürküyorum.
Karagün, kararıp kalmaz. Bir gün güneş doğar.
İyi fikir ve düşünceleri ertelerseniz bayat ekmek gibi
geğişikliğe uğruyor. Kötü ideler ise çökeltiye
bırakılmalı, onlarda aktivite vardır, zaman içinde kristal
değerlerine ulaşabilirler. Hiç olmazsa yönüne
göre sarkıt dikit gibi görüntü yalınlığına
ulaşırlar.
Ermişler, evliyalar, embiyalar, aşıklar yer çekiminden,
toplumun yargılı kural ve kuramlarından kurtulabilen, anonim
çizgisinin özgün yörüngesinde yer alabilen
saygın kişilerin adlarıdır.
Yükseklikler esintilidir, fırtınalıdır. Esintiye karşı
yürüyebilenler yüksek ve yüksekliklerde yaşarlar.
Şıvgarlar ölmez. Korkaklar erken ölür. Deliler
ölümsüzdür.
Ahırda doğmak, at olmayı gerektirmez.
Düşünmenin, itici gücü duygulardır.
Özlem eylem değildir.
Genelde övgüler, yaratılışı eksikli kişileri yere
vurmak için kullanılır.
Kainat sadece müsbet ilimle algıladığımız gerçekler
çizgisinde kurulmuş değildir.
Bütün başarılar, belkide bir hiç uğruna emeğini,
zamanını verebilenler sayesinde oluşur
Bir şey mi icat etmek istiyorsunuz, öyleyse
çiçek yetiştiren bir bahçıvan kadar sabırlı
olcaksın, enaz.
"En" çizgisi sırat köprüsü gibi tek kişilik
bir yoldur
Şovmenler, yol verildikçe karasinek ve sivrisi neğe
dönerler.
Toprak gibi silahımız, tohum gibi mermimiz, düşünce
gibi yolaçıcımız, ışığımız varken insan hep var olacaktır.
Bugünki teknoloji sanal, insandan uzak, gidişi insana
karşıysa, sonu yakındır. Demedir, arayıştır..!!
Havamı, suyumu, toprağımı zehirleyerek, biyolojik dengemi yok
sayarak, verilmeğe çalışılanlar, geldikleri gibi gidecekler.
Şimdiye değin gördüğüm ve edindiğim izlenimlere
göre; ülkemiz profesörlerden çektiğini,
nasırından çekmemiştir.
Yanılgılar doğruları getirecektir.
Doğrular eğri olarak doğar. Bu hep böyledir;
Çünkü doğrular, aklın ürünüdür.
Eğri, doğanın temel doğrusudur.
Dostu korur kollarsan dost vardır.
Hemen herkes "benben" sözcüğünden doğrudan veya
dolaylı tiksinir.
Raslantılarda ayrımına varamadığımız bir gizil güç
vardır.
Mutluluk adalarına,sıradanlık denizlerinden gidilir
Yumurtanın tırtıldan, tırtılın kelebekten hiç haberi
yoktur.
Kabak çekirdeği yerken doğum yapılmaz.
Particilik hiç bir iş yapamayanların son yükseliş
umarları değil midir?
Eğer attan korkuyorsanız, size karşı hemen gerekli tavrı alır,
çünkü sizi yadsımıştır, dostluk mesajı almamıştır.
Davranışı endişeli ve ikircimlidir, ne yapacağını bilemez, ısırır,
teper, içinden öyle gelir. Köpekte böyledir,
sizden bir inandırıcı mesaj almazsa huysuzlanır, saldırgan olur.
Ölümde tıpkı böyledir. Korkuyorsanız, hem fikir, hem
eylem olarak daha yakın durur. Halbuki bütün canlılar bir
gün er geç ölecekler diyebilirseniz, yaşamak daha
güçlü olur.
Çağdaş, katılımcı,üleşimci, planlı,programlı,
yüksek amaçlı, oturuşkun, tanısı, otaması, pratiğe
dönük, edimler, çağdaş bulgulardan geçer..
Saadet, dünyayı terkederken, son adımını kuytulardan attı.
Aradığınız yine oralarda bir yerdedir..
Çağdaş düşünce, yoksula balık ikram etmez, balık
tutmağı öğretir.
Kültür ve tabuların tortulaşmış, köktenci
inançları, genç dimağlarda ışık ve ısı
çoğaldıkça eriyecek yok olacaktır.
Okullar ezelden beri hep diploma dağıtır, kaliteyi kişi kendi
yapar.
Bilgiyi acabaların labirentlerine sunmayın.
Bilgi, düşünce ve para bekletmeğe gelmez bayatlar
Teknolojide yeni buluşlar, zıtlıklarla savaşarak değil, onları
kullanarak olmuştur.
Kalemle kağıt hep var olacaktır. Uygarlık ne denli ilerse
ilerlesin, insanlığın geleceği, yazılanların sorumluluğuyla
bağıntılıdır.
İyi öğretmen, dolu dolu veren, çocuğa inebilen, onu
coşturabilen, not defterini silah olarak kullanmaya tenezzül
etmeyen öğretmendir.
Öğretmenler isimsiz yaşarlar. Sizlerin gönlünde
yer etmekten büyük ne vardır?.!
En verimli öğretmenler not defterini sadece yoklama yapmak
için taşırlar. Not öğrencinin amacı öğretmenin de
silahı değildir.
Ben bir öğretmenim, her zaman yeşilim.
Ölümsüzlük için tek silahımız sanattır.
Sanatın göbek kordonu, tabiattır, doğadır.
Şair gemsiz, hayalinin kanatlarında her yeri gezen herşeyi
gören, gördüren, zamanı, ışık hızı
ölçülerini aşan adamdır.
Sanatçı, belirsizliğin emzirdiği çocuklardır.
Alınteri + yeti + sabır = Sanat.
Birileri aferin diyecek diye sanat yapılmaz.
Artık sanat bugün, sanat için yapılıyor. Sanat eseri
yok artık, sanatçılar var.
Öğrenmek ilgiyle sevgiyle başlar, ilgiyi yakalamadan bilgi
pek kuru, sevimsiz, çoğalma gücünden yoksundur.
Kadın insan değil, insan üstüdür.
Varsıl bir erkek; hep aranandır!!!!
Sevgi hangi bilim dalının konusu olduğunun belirsizliği
nedeniyle anlamında spekülasyona böylece de erozyona
uğramıştır.
Sevgi karşılıklı bir alış veriş değildir. O, karşılıksız
verilendir.
Çağdaş insanın mutsuzluğu sevgisiz yaşamayı
seçişindendir.
Size yapmakta olduğunuz insanlık için değerli edimleri
yaptıran sevgidir.
İnsanlığın vazgeçilmezi, yapıştırıcısı, zayıf çekim
gücü sevvvgggi dir.
Meğer, yaşam ne kadar anlamlı, güzel, dayanılmaz
çekicilikte imiş!...Özbenin hamuruna, yüce bir im,
sevgiyi fısıldamışsa........
BÖLÜM-2
KONU İNDEKSİ